Alp SuleimanGrowth Partner

Marka Bilinirliği Kampanyaları

Marka bilinirliği, “herkes bizi tanısın” değil, alım anı geldiğinde doğru kişinin aklına ilk sizin gelmenizdir. Bu bir bütçe meselesinden önce bir tutarlılık meselesidir.

Scale-upStrateji 40 / 884 dk okuma

Yazar: Yayın Güncelleme

Şu soruyu soran bir kurucu düşünün: “Reklam verdik, gösterim milyonu geçti, neden satış artmadı?” Cevap çoğu zaman kampanyanın kötü olmasından çok sorunun yanlış kurulmasında yatar. Gösterim, hatırlanma demek değil. Hatırlanma da satın alma anında akla gelmek demek değil.

Marka bilinirliği, kısa vadede kanıtlaması en zor, uzun vadede kapatması en pahalı yatırımlardan biri. Bu yüzden ya hiç yapılmıyor ya da bir kampanya sürüp bırakılıyor. İkisi de aynı sonucu verir.

Ne zaman ihtiyacınız var?

Sinyaller: ürün-pazar uyumunuz kanıtlanmış ve retention sağlıklı, yani insanlara ulaşmanın karşılığında elde tutabiliyorsunuz. Performans kanallarında maliyetler artıyor ve ölçek ilerledikçe marjinal müşteri pahalılaşıyor. Satış ekibi, ilk görüşmede kim olduğunuzu anlatmak için zaman harcıyor. Rakipler sizden daha bilinir ve fiyat farkı, bilinirlik farkından kaynaklanıyor olabilir. Doğrudan arama ve marka adı aramaları, performans kanalı harcamasının gerisinde kalıyor.

Henüz erken olduğu durumlar: ürün değer üretmiyor ya da müşteri kaybı yüksekken bilinirlik yatırımı, daha çok insanın sizi tanıyıp bırakmasını sağlar. Hedef kitle net değilse de erken; mesaj herkese söylenince kimseye ulaşmaz.

Çoğu ekibin atladığı nokta

Marka bilinirliği çoğu yerde “görünürlük” olarak anlaşılıyor: çok insan görsün. Pazarlama literatüründe daha işe yarayan kavram, zihinsel erişilebilirlik (mental availability): bir alım durumu ortaya çıktığında markanızın akla gelme olasılığı. Bu iki şey çok farklı. Görünürlük bir kez görmektir. Zihinsel erişilebilirlik, ilgili anlarla ilişkilendirilmiş, tekrarlanmış ve tutarlı bir hafıza izidir.

Marka, insanların sizi tanıması değil; ihtiyaç doğduğunda sizi hatırlaması ve hatırladığında rakibinizden daha güvenli bulmasıdır.

Burada iki yaygın hata var. Birincisi, kampanya mantığı: her çeyrekte yeni bir konsept, yeni bir slogan, yeni bir görsel dil. Hafıza ise tekrarla oluşur. Her seferinde sıfırdan başlayan marka, hiçbir zaman birikim yapamaz. Marka varlıkları (renk, ses, form, karakter, bir cümle) uzun süre değişmeden kalarak değer kazanır.

İkincisi, kısa vade ile uzun vadeyi karıştırmak. Yaygın olarak kabul gören bir bulgu (Binet ve Field'ın çalışmaları): marka kurmaya yönelik uzun vadeli yatırım ile satış aktivasyonu arasında satış aktivasyonunun yanında bütçenin daha büyük kısmını uzun vadeli marka kurmaya ayıran bir dağılım daha iyi sonuç veriyor (sık anılan ortalama kabaca 60/40) ve marka yatırımı etkisini yavaş ama kalıcı gösteriyor. Tam oranlar kategoriye göre değişir; ama prensip bellidir: performans pazarlaması mevcut talebi toplar, marka talebi büyütür. İkisi birbirinin yerini tutmaz.

Üçüncü kaçırılan nokta, bilinirliğin de bir hedef kitlesi olması. Herkesin tanıdığı marka olmak B2C'de makul olabilir. Bir B2B şirketi için asıl hedef, alım komitesinde yer alacak birkaç yüz ya da birkaç bin kişidir ve bu kişilere sık, tutarlı ve doğru yerde görünmek, kitle ölçeğinde reklamdan daha değerli olabilir.

Uygulama planı

1. Marka konumunuzu tek cümleye indirin

Kimin için, hangi durumda, neden sizi seçmeli? Ve en önemlisi: rakipten ayıran, hatırlanabilir tek şey ne? Bu cümle birden fazla vaat içeriyorsa, hafızada hiçbiri kalmaz. Cümleyi ekibe, satış görüşmelerine ve web sitesine aynı şekilde yerleştirin.

2. Marka varlıklarını belirleyin ve sabitleyin

Hangi renk, görsel dil, ses tonu, slogan ya da karakter sizi tanıtıyor? Bunları yazılı bir sayfaya dökün ve bir yıl boyunca değiştirmeyin. Değiştirmek isteği, genellikle ekibin kendi markasından sıkılmasıdır; müşteri henüz fark bile etmemiştir.

3. Hedef kitleyi ve alım anlarını netleştirin

Kimin aklına gelmek istiyorsunuz? O kişi ihtiyacı hangi anda hissediyor? Bu “alım anları” mesajın bağlamıdır: “şu durumda, bizi hatırla.” Kampanyanın amacı genel bir tanıtım değil, o anlarla bağ kurmaktır.

4. Bütçeyi bilinirlik ile performans arasında bilinçli bölün

Marka yatırımının payını ve süresini önceden belirleyin. Bu pay, performans kanalı verimli göründüğü ay kesilecek bir kalem olmamalı. Kısa vadeli sonuç görmeden en az iki çeyrek devam edebilecek şekilde bütçeleyin.

5. Birden fazla temas noktasında tutarlı çıkın

Reklam, içerik, satış sunumu, ürün içi dil, destek e-postaları. Hepsi aynı sesi taşımalı. Çoğu ekipte kampanya dışarıda bir şey söylerken ürün içi dil başka şey söyler. Marka burada tutarsızlığın en pahalı olduğu yerdir.

6. Etkiyi dolaylı göstergelerle takip edin

Marka etkisi tek bir dönüşüm kaydında görünmez. Marka adı aramaları, doğrudan trafik, yardımsız hatırlama anketleri, satış ekibinin “sizi duymuştum” yanıtı ve fiyat itirazlarının azalması gibi göstergeleri birlikte okuyun.

Neyi ölçmeli?

  • Yardımsız ve yardımlı marka bilinirliği. Hedef kitle içinde yapılacak küçük anketlerle, çeyrekte bir; kategoriyi sorduğunuzda ilk akla gelen marka.
  • Marka adı aramaları ve doğrudan trafik. Öncü ve ucuz bir gösterge; bilinirliğin davranışa dönüşüp dönüşmediğini gösterir.
  • Satış döngüsü ve ilk görüşme kalitesi. Marka işe yarıyorsa ilk toplantıda tanıtım süresi kısalır, güven hızlanır.
  • Fiyat itirazı ve indirim oranı. Marka gücünün gecikmeli ama en iş değeri taşıyan göstergesi.

Tuzaklar

Gösterimi sonuç sanmak. Gösterim, erişim, hatırlama ve tercih aynı şey değil. Kampanyayı gösterimle değil, hedef kitledeki hatırlanma değişimiyle değerlendirin.

Her kampanyada yeniden başlamak. Sürekli değişen konsept, sürekli sıfırlanan hafıza demektir. Kampanya değişse bile marka varlıkları ve temel mesaj sabit kalmalı.

Erken pes etmek. İki üç ay içinde satış sıçraması beklemek, marka yatırımının mantığına aykırıdır. Etkisi gecikmeli ve birikimlidir; bunu yöneticilere baştan söylemezseniz, bütçe ilk zor çeyrekte kesilir.

Herkese seslenmek. Hedef kitle belirsizse mesaj sulanır. Önce kime hatırlanmak istediğinize karar verin.

Bu hafta başlayın

  1. Hedef kitlenizden on kişiye “bu kategoride akla gelen ilk üç markayı sayar mısın?” diye sorun ve sonuçları not alın.
  2. Marka konumunuzu tek cümleye indirin; web sitesi, satış sunumu ve LinkedIn sayfanızda aynı cümleyi bulup bulmadığınızı kontrol edin.
  3. Marka varlıklarını (renk, ses tonu, slogan, görsel dil) tek sayfaya yazın ve önümüzdeki bir yıl için dokunulmaz ilan edin.

Uygulama

Bu stratejiyi şirketinize uyarlayalım.

Hangi evrede olduğunuzu ve bu stratejinin sizin için doğru kaldıraç olup olmadığını birlikte netleştirelim.

↑ Tüm stratejiler